Zirkonyum Kaplama Diş Bakımı Nasıl Yapılır?

Zirkonyum Kaplama Diş Bakımı Nasıl Yapılır?

Kaplama, gelişmiş medikal teknolojiler sayesinde geçmişten çok daha uzun ömürlü, dayanıklı ve estetik bir kullanım vaat etmektedir. Zirkonyum diş kaplama,

  1. Diş etine oldukça uyumlu yapısı sayesinde ağız kokusu yaratmadan dişlerin yerini alır. Bu sayede gündelik yaşamda pratik bir kullanım vaat eder.
  2. Oldukça güçlü yapısı sayesinde hem çiğneme performansını hem de gıda tüketim rutininizdeki davranış konforunuzu arttırır.
  3. Işık geçirgen özelliği sayesinde donuk ve mat bir materyal gibi görünmez, tersine, tıpkı gerçek dişler gibi görünür ve bu sayede oldukça doğal bir görüntü meydana gelir.

Neden Zirkonyum Kaplama Tercih Etmelisiniz?

Peki, çok sayıda kaplama yöntemi ve teknolojisi arasından zirkonyumu neden tercih etmeliyiz.

  1. Zirkonyum materyali, metale alerjisi olan bireyler tarafından da kolayca kullanılabilir. Çünkü içerisinde metal bulundurmamaktadır.
  2. Plak birikimi görülme riski çok daha düşüktür. Çünkü zirkonyum geliştirilmiş porselen olarak tanımlanabilir ve bu porselenin yüzeyi oldukça kaygandır. Pürüzsüz yapı, plak oluşumu geciktirir veya minimize eder.
  3. Zirkonyum dişler plak biriktirme riski çok daha düşük olan yapılardır. Bu durum renk veren kahve ya da çay benzeri gıdaların diş renginizi etkilememesine olanak tanır. Zirkonyum dişlerde renk değiştirme oldukça düşük miktarda görülür ya da hiç görülmez.

Zirkonyum Kaplama Dişin Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?

Zirkonyum kaplama dişlerin bakımı oldukça kolaydır. Zirkonyum dişler, kokuya ya da tat değişimine sebep olmadığından dolayı ekstra bir temizlik yapma gereksinimi yaratmamaktadır.  Bunun dışında, yaklaşık olarak altı ayda bir kere diş hekiminizi ziyaret etmeniz ve dişlerinizi kontrol ettirmeniz yeterli olacaktır. Bu tür kontroller, uzun vadede oluşabilecek herhangi bir problemin hekiminiz tarafından fark edilmesini ve bu problem için önlem almasını kolaylaştırır.

Peki, dişlerinizi fırçalarken zirkonyum kaplamalı dişlere nasıl davranmanız gerekiyor? Hemen söyleyelim: Zirkonyum porselenin gelişmiş bir yapısı olarak düşünülebilir. Bu da kaplamanızı son derece yüksek kaliteli ve dayanıklı kılıyor. Dolayısıyla konforlu bir şekilde dişlerinizi fırçalayabilirsiniz. Fakat kendi rutininizde dişlerinizi çok sert fırçalayan biriyseniz, zirkonyum kaplamanıza da doğal dişlerinize de zarar verebilirsiniz. Dolayısıyla mümkünse orta sertlikteki kıllara sahip olan fırçalarla doğru fırçalama yöntemleriyle bir temizlik yapmanız önerilmektedir.Diş hekimleri tarafından önerilen temizlik düzeni, diş ipi kullanımı ve düzenli diş fırçalamadan oluşmaktadır.

Zirkonyum Kaplama Dişin Ömrü Ne Kadardır?

Zirkonyum kaplama diş, beyazlığını koruması oldukça kolay olan bir materyale sahiptir. Ayrıca kırılmaya da dayanıklı olduğundan dolayı, pek çok hasta yıllarca zirkonyum dişlerini kolaylıkla kullanabiliyor. Dişinizi kullanım süreniz düzenli bakım yapmanıza, doktor kontrollerini aksatmamanıza ve dişlerinize nazik davranmanıza bağlı olarak değişebilmektedir.

Şiddetli Diş Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

Şiddetli Diş Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

Bireylerde meydana gelen diş ağrıları, farklı sebeplere bağlı olarak gelişen önemli bir diş ve ağız sağlığı problemidir. Diş ağrıları; diş minesinin aşınması, diş kırılmaları veya çatlaklar, diş çürükleri, yirmi yaş dişlerinin sürmesi gibi birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkarlar. Kadın-erkek her yaştan bireyin yaşamları boyunca mutlaka karşılaşması muhtemel olan diş ağrıları, çoğunlukla geleneksel yöntemlerle geçirilmeye çalışılsa da, diş hekimine gitmek ve gerekli kontrolleri yaptırmak en doğru davranıştır. Doktor tavsiyesi dışında kullanılan ağrı kesici veya antibiyotikler, ilerde sorunun daha fazla büyümesine ve ağız sağlığının ciddi bir şekilde bozulmasına sebebiyet verebilmektedir. Evde yapılan tedavilerde genellikle alkol, kolonya ve benzeri tahriş edici maddeler kullanılmakta, bu da dişte ve çevresindeki dokularda hasara sebebiyet vermektedir.

En şiddetli diş ağrıları, dişlerde oluşan çürükler sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Çürüklerin oluşmasına sebep olan faktörler ise ağız ve diş temizliğinin yapılmaması veya yapılan temizliğin yeterli olmamasıdır. Tüketilen unlu ve şekerli yiyeceklerin temizlenmemesi, ağızda bulunan bakterilerin bu kalıntılarla beslenerek asit oluşturmalarına yol açmaktadır. Dişlere ve diş köklerine yerleşen bakterilerin zamanla çoğalması sonucunda ise diş minesi zayıflayarak çürükler meydana gelmektedir. Çoğunlukla kuvvetli bir ağrının eşlik ettiği zonklamalar şeklinde ortaya çıkan diş ağrısı, gereken tedavi yapılmadığı takdirde gittikçe şiddetini artırarak dayanılmaz bir hal almaktadır.

Ağrılara sebep olan sorunların iltihap veya apse olması durumunda ağrılı dişin bulunduğu bölge dışardan fark edilecek derecede şişerek yüz estetiğini olumsuz şekilde etkilemektedir. Ayrıca bireyde soğuk-sıcak hassasiyeti oluşarak süreklilik gösteren sızılar meydana gelmektedir. Apse ve iltihaplı ağrılarda dişlere bastırıldığında ağrı artar ve dişlerde küçük kırılmalar oluşabilir. Çürüme oluşmuş ve dişte iltihabi ortam meydan gelmişse bu ağrıların bireysel yöntemlerle tedavi edilmesi söz konusu değildir. En kısa süre içerisinde uzman bir diş hekimine başvurarak gerekli tedavinin yapılması zorunludur.

Diş Çürüğü

Şiddetli diş ağrısının en yaygın sebeplerinden bir tanesi çürüklerdir. Çürükler temizlenmeyen ve uzun süre boyunca diş eti ve dişlere baskı yapan besin artıklarının asitlerle etkileşime girmesi sonucunda diş eti ve dişlerin tahribine yol açar. Eğer diş çürüğü yavaş ilerliyorsa, çürük belirli bir seviyeye ulaşana kadar onun hiç farkına varmayabilirsiniz. Fakat çürüğün dişin sinir kısmına ulaşması ile birlikte ağrı birden artmaya başlar ve şiddetli bir diş problemi baş gösterir.

Diş çürüğünün tedavisinde çürüğün temizlenerek yerine diş işlevini tamamlayabilecek yeni bir materyal kullanılır. Bunun için diş dolgusu ya da kanal tedavisi tercih edilebilir. Özellikle çürükten ‘’pulpa’’ adı verilen sinir bölgesinin etkilenmesi durumunda, kök kanal tedavileri sıklıkla tercih edilmektedir.

Diş Apsesi

Diş çürüğüne doğru zamanda müdahale edilmemesi, diş kökündeki sinir alanının zamanla yüksek oranda tahrip olmasına ölmesine sebep olabilir. Pulpa adı verilen alanda bu tür bir fonksiyon problemi yaşanması, diş apsesi oluşumu ile sonuçlanır.

Apsenin boşaltılması, kanal tedavisi, çekim, diş eti temizlenmesi ve tedavisi gerçekleştirebilir.  Ağız ve diş sağlığınızın izin verdiği ve ihtiyaç duyduğu ölçüde gerçekleştirilen işlemler sizin için en iyi sonuçları oluşturabilecek şekilde organize edilir.

İltihaplı Diş Etleri

İltihaplanan ya da enfeksiyona yakalanan diş etleri dolayısıyla çeşitli diş eti hastalıkları yaşayabilirsiniz. Diş eti enfeksiyonları hormonal değişimler, kullanılmak zorunda kalınan çeşitli ilaçların yan etkileri, beslenme rutininin dengesiz olması, sigara kullanımı ve ağız ve diş bakımına yeterli özeni göstermemek dolayısı ile ortaya çıkabilir. Yeterince sağlıklı bir ağız, diş ve diş eti bakımı yapılarak ve en azından altı ayda bir diş hekimi randevusu alınarak ağız ve diş sağlığı kontrol altında tutulabilir.

Tükürük Bezi Operasyonu Neden Yapılır?

Tükürük Bezi Operasyonu Neden Yapılır?

Alanında uzman bir Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi hekimi, yalnızca estetik amaçlı dolgu ve implant gibi tedavileri değil, hayati öneme sahip olan tükürük bezi ameliyatlarını da gerçekleştirebilmektedir. Kişinin vücudunda toplam dört farklı tükürük bezi bulunur.

  1. Parotis tükürük bezi, kulaklardan yanağa doğru inen geniş bir yapıdır.
  2. Çene altı tükürük bezi, çenenin yan kısımlarının hemen altında bulunur ve her iki tarafta da yer alır.
  3. Dil altı tükürük bezi, dilin alt kısmında sağ ve solda birer adet bulunmaktadır.
  4. Küçük tükürük bezi, yanağın ve damağın iç kısmında dokuların içinde dağılmış şekilde bulunur.

Neden Tükürük Bezi Ameliyatı Yapmak Gerekir?

Tükürük bezleri kimi zaman iltihaplanma, enfeksiyon ya da kanser gibi sorunlar deneyimlemenize sebep olabilir. Yapılacak olan profesyonel bir ameliyat sağlık problemlerinizi gidermek konusunda etkili olabilir. Özellikle kanserli hücre oluşumunun daha çok küçük tükürük bezlerinde ya da parotislerde görüldüğünü söylemek mümkün. Yine sıklıkla ameliyat gerektiren taş oluşumu ise çene altı tükürük bezlerinde meydana gelmektedir.

Tükürük Bezi Ameliyatı Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Özenle gerçekleştirilecek olan tükürük bezi ameliyatı sonrasında yan etkileri minimize edebilmek için doktorunuzun önerilerini dikkate almanız tavsiye edilir. Ameliyat yapılan bölgede hafif bir kan ya da sıvı birikimi gerçekleşebilir. Bunun üstesinden gelinebilmesi için doktorunuz dren adı verilen ve biriken bu sıvıların dışarıya akıtılmasını sağlayan küçük boruları ilgili alana yerleştirmesi söz konusu olabilir. 24 ile 48 saat boyunca bu tür bir birikimi engelleyebilmesi için ilgili alanda durabilen drenleri pansumanlar takip eder. İyileşme sürecine destek olabilmesi adına pansumanlar oldukça değerlidir.

Tükürük bezi ameliyatı sonrasında pansuman 3 – 4 gün boyunca kalabilir. Doktorunuzun gerekli gördüğü durumlarda bu süre 5 ya da 7 güne de çıkabilmektedir. En doğru süreç için hekiminiz operasyon sonrası planlamanızı yapacaktır.

Tükürük Bezi Ameliyatı Sonrası Yan Etkiler ve Dezavantajlar

Tükürük bezi ameliyatı doğrudan sinirlere temas edilebileceğinden dolayı oldukça hassas bir çalışma süreci gerektirir. Tam olarak bu yüzden alanında uzman doktorları tercih etmenizin değeri oldukça yüksek. Genellikle alt çene bölgesindeki tükürük bezleri üzerinde tedavi gerçekleştirirken yüz sinirlerinin bir ya da birkaç dalı zarar görebilmektedir. Bu durumda hastanın ameliyattan sonraki süreçte dudağının belirli alanlarında yeterince kontrol hissedememesi mümkün olabilmektedir. Özellikle gülümsemek, ıslık çalmak ve benzeri eylemler, bu tip bir his kaybında daha zor olacaktır. Hasar görmüş ya da yüksek oranda kesi ile tamamen kalan alanlardan bağları koparılmış sinirlerin herhangi bir şekilde telafisi olmadığından, sürecin maksimum profesyonellik ile ve ileri düzey cihazlar kullanılarak gerçekleştirilmesi son derece önemlidir.

Kırık Çene Tamiri Mümkün Mü?

Kırık Çene Tamiri Mümkün Mü?

Çene kemiği, vücudumuzda hem estetik hem de yüksek oranda fonksiyonel bir işlevi olan önemli alanlardan bir tanesidir. Alt çene kemiği kırığının anlaşılması, çoğu zaman kişilerin ‘’kırık çene tamiri mümkün mü?’’ sorusunu sormasına ve bu tip kompleks bir tedavi için en iyi cerrahi bulma çalışmalarına başlamasına sebep olmaktadır. Çene kırığı ameliyatı, yeterince profesyonel ve uzman bir doktor tarafından gerçekleştirildiğinde riskleri minimize edilebilen ve başarı oranları epey arttırılan bir tedavi olabilmektedir.

Alt Çene Kırığı Nasıl Anlaşılır?

Çene kırıkları daha çok alt çene de görülmektedir. Sıklıkla orta azı dişlerin alanında olabilirler bu kırılmalar dişlerin gevşemesine yol açabilirler. Alt çene kırığı genellikle yemek yerken ya da konuşurken çene bölgesinde hissettiğiniz yoğun ağrı ya da sızı ile kendini gösterir. Ayıca şişkinlik, yemek yerken, çiğneme yaparken ve çenenizi farklı şekillerde hareket ettirirken hissettiğiniz ağrı, ağzını kapatamama, çene kemiğinin kırığına bağlı olarak alt dişlerinizde gerçekleşen sallantılar sıklıkla alt çene kırığı ile ilişkili olabilmektedir. Alt çene kırığı durumu bazı zamanlarda ağız içi kanamaya da sebep olabilir. Müdahale edilmeden ilerleyen bir kırık fonksiyonel bozukluklara, enfeksiyona ve iltihaplanmalara ortam hazırlayabileceğinden, bu tip belirtileri fark ettiğinizde geç kalmadan Çene Cerrahına başvurmanızı tavsiye ediyoruz. Özellikle kırık oluşan bölgede yoğunlaşan kızarıklık, morarma ve şişkinlik belirtileri alt çene kırığına yormanız için güçlü göstergeler olabilirler.

Çene Kırığı Düzelir Mi?

Çene kırıklarının tedavisindeki amaç dişlerin birbirleri ile ilişkisini sağlamak (oklüzyon) ve hastanın en kısa sürede çiğneme ve konuşma fonksiyonlarını sağlamaktır. Tedavide farklı yöntemler uygulanabilir bunun için Uzman bir Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi doktoru tarafından Muayene edilmesi ve gerçekleştirilecek olan ameliyat sayesinde çene kırığı düzeltilebilir. Genellikle tedavi süreci yaklaşık olarak bir ay sürebilmektedir. Tedavi sonrasındaki iyileşme süreci ise 6 ile 8 hafta arasında devam edebilir. Bu süreç boyunca doktorunuzun önerileri çerçevesinde gündelik hareket ve beslenme rutininizi planlamak size çok yardımcı olacaktır.

Kırık Çene Tamiri Nasıl Yapılır?

Kırık çene tamirinin yapılabilmesi için diş, alt ve üst çene, orta yüz, göz tabanı, çene eklemi, elmacık kemiği gibi alanların tam olarak hangisi ya da hangilerinde kırık ya da çatlakların görüldüğü anlaşılmaya çalışılır. Doktorunuz bunun için ileri düzey görüntüleme tekniklerinden yararlanabilir. Ameliyat sırasında doktorun tekniği ve belirlediği gereksinimlere göre ağız içinden müdahale yapılabilir. İşlemin devamında kırıkların kaynayabilmesini sağlamak için plak ve vida gibi çeşitli yapılar kullanılabilmektedir. Çene kırıklıklarının tedavisinde işlemin sonunda dişlerin simetrik görünebilmesi ve çenenin tam kapanışının sağlanabilmesi için son derece özenli ve dikkatli bir çalışma gerekir.

Kırık Çene Tamiri Tedavisinden Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir?

Kırık tedavilerinin tamamlanabilmesi için plak, vida, platin gibi çeşitli medikal araçlar kullanılabilir. Bunların kullanımı ile fonksiyonel ve estetik açıdan mükemmel hale getirilen çene, yoğun bir iyileşme sürecine girer. Bu iyileşme sürecinde fiziksel olarak sert olan gıdaların tüketilmemesi tavsiye edilmektedir. Hastaların protein ve lif oranı yüksek olan gıdaları tüketmesi iyileşme sürecine katkıda bulunarak normal yaşam rutinine geçişi hızlandırabilir. Ayrıca, platin kullanımı durumunda platin ile çene kemiğinin kaynamasını sağlamak amacıyla iyileşme sürecinde lastik kullanımına gidilebilir.

Kanal Tedavisi Yenileme İşlemi Nedir? Neden Yapılır?

Kanal Tedavisi Yenileme İşlemi Nedir? Neden Yapılır?

Kanal kök tedavisi olarak da bilinen kanal tedavisi, genellikle diş çürüğünün köklere kadar ulaşan iltihabı dolayısıyla meydana gelen enfeksiyonun ortadan kaldırılabilmesi için dişin pulpa tabakasının temizlenmesi ve yeniden doldurulması anlamına gelir. Sinirlerden tamamen temizlenen pulpa, dişin fiziksel fonksiyonlarının bir zarar görmesine sebep olmaz. Bu sayede gündelik yaşantınızda beslenme alışkanlıklarınızı ya da çiğneme davranışınızı değiştirmeniz gerekmez. Uzun süre tedavi edilmeyen ve sinirlere sirayet eden diş çürüklerinin zamanla diş kaybına, ağız çevresinde gizli kemik kaybına sebep olabildiğini söylemek mümkün. Bu yüzden, doğru bir kanal tedavisinin gerçekleşmemesi durumunda hastalar kanal tedavisi yenileme işlemi ile diş problemlerinden hızlı bir şekilde kurtulmayı tercih ederler.

Kanal Tedavisi Yenileme İşlemi Ne Zaman Yapılabilir?

Başarısız bir kanal tedavisine maruz kalan hastalar, bunu aşağıdaki iki durum sonucunda fark edebilirler:

  1. Kanal tedavisi bir şekilde sağlam diş alanlarına da zarar görmesine sebep olmuş olabilir,
  2. Kanal tedavisi öncesinde yaşanan rahatsızlıklar yeniden nüksetmiş olabilir.

Bu durumda kanal tedavisi yenileme işleminin yeniden yapılması gerekecektir. Bazı hastalar talihsiz kanal tedavisi işlemlerinden sonra ikinci ya da üçüncü kere aynı operasyonu yaptırma gereği duyabilmektedir. Tedavilerin doğrudan sinirlerle ilişkili olması, tedavileri ekstra hassas hale getirir. Bu yüzden doğru kanal tedavisi için profesyonel bir diş hekiminden destek almanız oldukça önemlidir. Kanal tedavisi yenileme işleminin zamanına karar vermek için hekiminize başvurabilir ve şikayetlerinizden söz edebilirsiniz.

Kanal Tedavisi Yenileme İşlemi Nasıl Yapılır?

Kanal tedavisi yenileme işlemi için önceki işlemde uygulanan kök kanal dolgu materyallerinin ağızdan uzaklaştırılması gerekmektedir. Daha sonra hekiminiz, kök bölgesinde bu süreç içerisinde oluşmuş olan bakterilerin temizlenmesi ve enfeksiyonun yok edilmesi için çeşitli dental ilaçları bölgeye uygular. Dişin bir süre iyileşme sürecinde rahatça kullanılabilmesi için diş dolgu malzemesi ile kapatılır. Temizlenme ve enfeksiyon yok etme işlemi için doktorunuz sizden yedi ile 10 gün arasında beklemenizi talep eder. Bu süre sonunda geçici dolgu malzemeniz çıkarılır ve enfeksiyondan tamamen kurtulmuş olan alana kanal dolgusu yapılır. Dolgu öncesinde kanalların detaylı olarak temizlendiğinden emin olunması oldukça önemlidir. Eğer kök bölgesindeki enfeksiyon ya da bakteriler tahmin edilenden daha inatçı çıkarsa, geçici dolgu ile beklenen süre arttırılabilir ve doktorunuzu birkaç kere ziyaret etmeniz gerekebilir.

Kanal Tedavisi Yenileme İşleminin Başarı Olasılığı Nedir?

Profesyonel ve deneyimli bir diş hekimi tarafından gerçekleştirilen kanal kök tedavisi, önceki prosedürün temizlenmesinden sonra yapılıyor olsa bile, son derece yüksek başarı ihtimali taşır. Bunun için modern medikal araçların kullanılması ve hassas sinir bölgesinde özenle çalışılması oldukça önemlidir. Diş hekiminizi kanal tedavisinden bir süre sonra ziyaret ederek gidişatın kontrol altında tutulmasını sağlayabilirsiniz.

İlk Ortodonti Muayenesi Ne Zaman Yapılmalıdır?

İlk Ortodonti Muayenesi Ne Zaman Yapılmalıdır?

Ortodonti Nedir?

Ortodonti, dişlerin diş kemikleri üzerinde düzgün şekilde yerleşmesi ve yüz düzensizliklerinin teşhis ve tedavisi ile ilgilenen diş hekimliğinin bir uzmanlık dalıdır. Ortodonti doktorları, küçük yaştan itibaren dişlerin diş etleri üzerine yeterince nizami ve düzgün bir şekilde dizilip dizilmediğini kontrol ederek olası dental sağlık problemlerinin önüne geçmek amacıyla çeşitli tedaviler uygularlar. Hem dişlerin hem de çene kemiği uyumunun bozulmasına neden olan durumların teşhisi ve tedavisini gerçekleştirir. Diş yapısının sebep olabileceği yüz düzensizliklerini de inceleyen bu tıbbi uzmanlık alanı, diş hekimliğinin önemli alt dallarından biridir.

İlk Ortodontik Muayene Ne Zaman Yapılmalıdır?

Günümüzde pek çok ebeveyn, diş çıkarmaya başlayan çocuklarının dental sağlığından emin olabilmek adına ‘’ilk ortodonti muayenesi ne zaman yapılmalıdır?’’ sorusunu sormaktadır. Ortodonti muayenesi yapılabilmesi için alanında uzman bir diş hekiminden muayene olacak bireyin yaşını da belirterek bir randevu almanız yeterli olacaktır. Uzmanlar, 6 – 7 yaş arasında bir diğer deyişle, 1. daimi azı dişinin sürdüğü dönem olan çocukların ilk ortodontik muayene için doğru zamanda olduklarını belirtiyorlar.

Ortodonti Muayenesinin Gerekli Olduğu Durumlar

Ortodonti muayenesi  şu durumlarda gerekli görülür:

  1. Eğer çocuğunuz solunumu ağız aracılığı ile yapıyorsa ya da gün içinde / uyurken geniz eti ile ilgili solunum güçlüğü çekiyorsa, ortodontik muayene iyi bir seçenek olabilir.
  2. Çocuğunuz çok uzun bir süre emzik kullandıysa ve bundan vazgeçmemek konusunda ısrarcıysa ortodontik muayene gerekli olabilir.
  3. Dudak ve damak yarığı gibi çeşitli problemler ortodontik muayenenin gerekli olmasına sebep olan başlıca faktörlerdendir.
  4. Dişleklik problemi, ağız, diş, diş eti diziliminin mutlaka incelenmesini gerektirir.
  5. Çapraşık diş problemi kişinin hem soluk alıp verme hem yemek yeme ve çiğneme hem de konuşma performansını etkiler. Dolayısıyla bu tip bir problem yaşayan kişilerin de mutlaka tedavi olması gerekir.
  6. Alt ya da üst çenenin yüzün diğer kemikleri ya da diğer çene kemiği ile kıyaslandığında gereğinden fazla önde ya da arkada olması durumu, ciddi bir ortodontik muayene gerektiğine işaret eder.
  7. Genellikle okul çağına yeni başlayan çocukların parmak ya da kalem ucu emme gibi davranışları da diş ve ağız sağlığına ciddi oranda zarar verir. Bu tür bir davranış gösteren çocukların mutlaka ortodontik muayeneden geçmesi ve bir tedavi görmesi gerekmektedir.

Çocuklar İçin Ortodonti Muayenesi Nasıl Olur?

Çocuklar için ortodonti muayenesinin önemi, pek çok ağız sağlığı probleminin erken teşhisini mümkün kılmasıdır. Bu tip muayeneler çapraşık dişten diş yapı bozukluğu ya da kemik eğriliğine kadar her türlü problemin kolayca fark edilebilmesi anlamına gelir. Diş hekimi, diş sağlığı problemlerini inceledikten sonra gerekirse diş teli tedavisi gibi uzun soluklu ve yüksek başarı oranlarına sahip olan tedavilerden yararlanmayı tercih edebilir.

 

Hangi Durumlarda Alt Çene Ameliyatı Tercih Edilir?

Hangi Durumlarda Alt Çene Ameliyatı Tercih Edilir?

Estetik çene ameliyatları, günümüzde teknolojinin çok hızlı gelişmesi ve bu tür tedavilerden alınan başarı sonuçlarının artması dolayısıyla sıklıkla tercih edilmektedir. Çene kemiği, alt ve üst kemik olarak ikiye ayrılır. Dişler ve çeneleri ilgilendiren bu tür ameliyatlar, Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi uzmanları tarafından gerçekleştirilen işlemlerdir, kişinin ihtiyaç duyduğu cerrahi işlemin hangi kemik üzerinde uygulanacağı belirlenir ve bu işleme mani olacak herhangi bir sağlık problemi olmadığından emin olunur. Gerekli tetkiklerden sonra ise estetik ya da fonksiyonel bir problemi çözebilmek için çene ameliyatı gerçekleştirilir.  Alt çene ameliyatı kişinin alt çene kemiği üzerinde gerçekleştirilen cerrahi işlemlerin tümüdür. Hastanın şikâyeti yalnızca bu şekilde giderilebiliyorsa, doktor yalnızca alt çene kemiğine müdahalede bulunarak işlemi tamamlamayı tercih edebilir

Alt Çene Ameliyatı Kimler İçin Uygundur?

Alt çene ameliyatı, şu durumlarda gerçekleştirilebilir:

  1. Alt çene, yüzün diğer bölgeleri ile kıyaslandığından gereğinden fazla önde olabilir. Bu durumda gerçekleştirilecek cerrahi operasyonla öne çıkan kısmın daha dengeli bir hale getirilmesi sağlanır.
  2. Alt çene üst çeneye doğru gerideyse ve bu durum çiğneme yaparken fonksiyonel problemlerin ortaya çıkmasına sebep oluyorsa, bunun için de yalnızca alt çene ameliyatı gerçekleştirilmesi tercih edilebilir. Bu tür problemler müdahale edilmediğinde belirli dişlerin zamanla hasar görmesine, diş ve diş eti problemlerine sebep olabilmektedir. Bu yüzden uzmanlar alt ve üst çenenin simetrik olmaması durumunda mutlaka Çene Cerrahına başvurmanızı tavsiye etmektedirler.
  3. 18 yaşını geçen bir bireyde çene kemiği üzerinde hem estetik rahatsızlıklara hem de fonksiyonel bozukluklara sebep olan iskelet problemleri olması, alt çene ameliyatını gerektirebilir.
  4. Çenenin tümünün değil fakat ucunun ekstra geride ya da ileride olması, kişinin estetik rahatsızlık duymasına sebep olabilir. Bu durumda yine alt çene ameliyatı ya da çene törpüleme işlemi uygulanabilmektedir.
  5. Konuşma ya da çiğneme davranışları gerçekleşirken dişlerin birbirine çarpması, birbirine denk gelmemesi ve çiğnemenin yeterince etkili şekilde yapılamaması gibi şikayetler, doktorunuz tarafından gerçekleştirilecek olan kontrolün ardından alt çene cerrahisi ile çözümlenebilir.

Alt Çene Cerrahisi Riskli Mi?

Bir Ağız Diş ve Çene Cerrahı tarafından gerçekleştirilmesi gereken alt çene cerrahisi , yeterince yüksek teknolojiye sahip cihazlar kullanan bir deneyimli doktor tarafından gerçekleştirildiği sürece riskli sayılmaz. Yine de iyileşme süreci morarma, kızarma ya da ağrı gibi deneyimleri beraberinde getirebilir. Genellikle kan kaybı, ısırma eklemlerinde ağrı, sinir hasarı ve enfeksiyon gibi problemler diğer ameliyatlarda olduğu gibi alt çene ameliyatlarında da potansiyel riskler olarak gösterilmektedir. Ameliyat sürecinin yeterince profesyonel yönetilmesi, bu tip risklerin görülme ihtimalini azaltabilmektedir.

Hamilelikte Diş Ağrısı: Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Hamilelikte Diş Ağrısı: Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Hormonların, beslenme rutinlerinin ve vücudun çalışma ritminin baştan aşağı yeniden oluşturulduğu hamilelik süreci, diş ağrısı çeken bireyler için son derece can sıkıcı bir hal alabilir. Belirli işlemleri bebek gelişiminin hassasiyeti dolayısı ile yaptırmaktan kaçınan ve diş ağrısı deneyimlemeye devam eden kadınlar sıklıkla problemli dönemler yaşamaktadır. Tam olarak bu yüzden kadınların hamilelik planlarından önce detaylı bir ağız, diş ve çene sağlığı kontrolünden geçmeleri ve eğer bir tedavi gerekiyorsa hamilelikten önce bu tedaviyi yaptırmaları tavsiye edilmektedir. Ayrıca, hamilelik sırasında da ek ağız sağlığı problemleri ile karşılaşılmaması için diş temizleme rutinine ve ağız hijyenine dikkat edilmesi son derece önemlidir.

Hamilelikte Diş Ağrısının Nedenleri

Gebelik döneminde diş ağrısı sıklıkla diş eti ile ilişkilidir. Diş eti, vücuttaki hormonal değişikliklerden etkilenerek yapısal olarak farklılık göstermeye başlayabilir. Vücuttaki progesteron ve östrojen hormonlarındaki seviye artışı öncelikle dişlerdeki bakteriyel birikimi etkiler. Bu tip hormonlar diş ve diş eti üzerindeki plak birikiminin artmasına sebep olabilmektedir. Dolayısıyla önceden gerçekleştirdiğiniz diş bakım rutini plak oluşumunu görece olarak engellemeye yeterken, aynı rutin hamilelik döneminde yetersiz kalabilir. Hamilelik döneminde diş ağrısı ile sonuçlanabilecek diş eti iltihaplanması, diş eti çekilmesi, çürük gibi problemlerin önüne geçebilmek için diş etine ve dişlere zarar verebilecek plakların detaylı şekilde temizlenmesi tavsiye edilir. Bu plakların temizlenebilmesi için sürekli diş ipi kullanımı ve içten dışa doğru diş fırçalama rutini yararlı olabilmektedir.

Gebelikte Diş Ağrısına Sebep Olan Potansiyel Faktörler

Gebelikte deneyimlenen aşağıdaki durumlar yoğun bir diş ağrısı çekmenize neden oluyor olabilir:

  1. Diş çürüğü: Yüksek oranda şeker ve karbonhidrat tüketimi, birtakım genetik yatkınlıklar, yetersiz ağız bakım rutini kadınlarda diş çürüğü ihtimalini arttırabilir. Diş çürüğü ise hamilelik döneminde kesinlikle deneyimlemek istemeyeceğiniz yoğun bir ağrı anlamına gelecektir.
  2. Diş minesi problemleri: Çeşitli sebeplerden dolayı diş minenizde aşınma meydana gelmiş ise özellikle çok soğuk ya da çok sıcak olan gıdalar, içecekler ya da hava ekstra bir hassasiyet yaratabilir. Bu hassasiyet yoğun bir sızlama hissi ile sonuçlanacaktır. Bu da beslenme rutininizi olumsuz etkileyebilir ve sürekli rahatsızlık yaşamanıza sebep olur.
  3. Diş eti enfeksiyon ve iltihapları: Yetersiz diş ipi kullanımı ve eksik hijyen rutini sebebiyle oluşabilen diş plakları zamanla bulundukları alanda toksin üretimine başlayabilmektedir. Bu da hem diş eti dokusuna baskı yapar hem de ona zarar verir. Dolayısıyla bir süre sonra diş eti iltihabı görülme riski ciddi oranda artar. Bu tip iltihaplar kanama, şişme, çekilme gibi sorunların gelişmesine de sebep olabilmektedir. Ağrı, diş kaybı ve benzeri dental problemleri deneyimlememek adına plak oluşumuna karşı gerekli tedbirlerin alınması tavsiye edilir.

Gülüş Tasarımı Nedir? Hangi Yöntemlerle Gerçekleştirilir?

Gülüş Tasarımı Nedir? Hangi Yöntemlerle Gerçekleştirilir?

Estetik iyileştirme amaçlı diş tedavileri arasında en çok tercih edilen seçeneklerden biri de gülüş tasarımıdır. Bu tedavi, kişinin gündelik yaşamda özgüvenini arttırabilecek ve mesleki-sosyal yaşamda kendini daha rahat ifade edebilir bir pozisyona getirebilecek kadar etkili sonuçlar yaratabilmektedir. Genel olarak dişlerin, diş etlerinin, dilin, dudakların, burnun, burun çevresi cilt dokularının ve çenelerin kişi güldüğünde nasıl bir kompozisyon içerisinde göründüğünü inceleyen diş hekiminiz, bu görünümü kabul edilen ideal estetik standartlara uygun hale gelecek şekilde yeniden düzenler. Bunun yapılabilmesi için ise çeşitli teknikler ve tedavi yöntemleri kullanılır.

Porselen Diş Kaplama – Yüksek Kaliteli Malzemelerle Uzun Ömürlü Sonuçlar

Yeni nesil medikal teknolojilere sahip dijital cihazların desteği ile insan hatasını sıfıra indirmeye çalışan porselen kaplama prosedürleri, kayıp diş görünümünün giderilmesine ve daha estetik bir gülüş görünümünün elde edilmesine yardımcı olabilir. Bu prosedürde temel amaç, hastanın diş rengi ve diş yapısına en uygun olacak şekilde bir porselen malzeme seçilmesi ve şekillendirmenin de bu doğrultuda yapılmasıdır. Maksimum kaliteye sahip olan birinci sınıf porselenlerin prosedür sırasında kullanılması, dişlerinizin kullanım süresini arttırabilir.

Porselen diş kaplama prosedürleri ,yaprak porselen kaplamalar, full kaplamalar, implant diş üzeri kaplamalar, metal destekli kaplamalar ve kaplama köprülerdir.

Zirkonyum Diş Uygulaması

Çoğu kaynakta güçlendirilmiş porselen olarak da tanımlanan zirkonyum diş, bazı avantajları beraberinde getirir ki bunlar;

  1. Çiğneme kuvvetini maksimize etmesi ve kırılma gibi durumlara karşı dirençli olması, zirkonyum diş kaplamalarının en önemli özelliklerindendir.
  2. Zirkonyum, doğal yapısı gereği diş eti dokusuna oldukça uyumludur. Bu uyum, uzun vadede ağız kokusu gibi problemlerin yaşanmasının önüne geçer.
  3. Zirkonyum dişler yapıları gereği ışığı geçirirler. Bu da donuk ve ölü bir diş görüntüsü yerine doğal dişlere çok daha benzer bir görünüme sahip diş görüntüsü elde etmeniz anlamına gelir.

Emax (Empress) Tedavisi Nedir? Metalsiz Estetik Porselen ile Tanışın

Gülüş estetiğinin sağlanabilmesi için sararmış dişler, eğri dişler, kırık dişler ve kanal tedavili dişlere Emax (Empress) kaplama kullanılabilmektedir. Emax (Empress) materyalinin kullanılmasının temel sebebi, bu ürün içerisinde hiçbir şekilde metal alt yapı bulunmaması, doğal dişe en yakın renk ton geçirgenliğine sahip olması ve dişeti dostu olmasıdır.

Diş tedavisinde kullanılan ve içerisinde metal bileşen bulunan ürünler zamanla diş eti ile etkileşime girer ve renk değişimine sebep olabilir. Cam seramik malzemesinden yapılmış olan Emax (Empress) kaplama ise hem kabul edilebilir güçte bir çiğneme kuvveti verir hem de renk-ton ve biçim bakımından ana dişlerinize en yakın görünümü elde ederek estetik görünüşe ileri bir katkı sağlayabilir.

Lumineers Kaplama

Empress Kaplama dişlere benzer olarak ışık geçirgenliği yüksek olan lumineers dişler, diş şeklinden memnun olmayan, diş rengi dengesizlikleri olan ve yıpranmış diş görüntüsünden dolayı istediği estetik gülüşe sahip olamayan hastalar tarafından tercih edilmektedir. Yapımı için yaklaşık üç haftalık bir zaman dilimi gereken bu işlem dişlerin kesilmesini gerektirmediğinden dişlerinizi korur. Bu yüzden çoğu zaman anestezi işlemi uygulanmadan Lumineers Kaplama yapılabilir.

Gömülü Dişler Çekilmek Zorunda Mı?

Gömülü Dişler Çekilmek Zorunda Mı?

Gömülü diş problemi, günümüzde 18 – 30 yaş aralığında pek çok birey tarafından deneyimlenen bir sağlık problemidir. Genellikle çeşitli çene kemiği problemlerinden dolayı çıkmaya alan bulamayan azı dişlerinin çene kemiğine gömülü kalması sonucu hissedilen yoğun ağrı ve sızı, söz konusu problemin en büyük belirtileri arasında gösterilir. Gömülü dişlere sahip olduğunuzu fark etmenizin hemen ardından geciktirmeden mutlaka diş hekiminizi ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü erken bir ziyaret, gömülü dişlerin diş, diş etleri ve çene kemiğinize olumsuz etkilerini azaltabilir ve tedaviyi daha kolay hale getirebilir.

Gömülü Diş Belirtileri Nelerdir?

Alt çene bölgesinde çıkacak olan ve ‘’20’lik diş’’ ya da ‘’akıl dişi’’ olarak da adlandırılan yapıların henüz çıkmamış olması, gömülü dişin en önemli belirtilerinden biridir. Yirmilik dişlerin ilgili bölgede çıkamaması o bölgede şişkinlik, kızarıklık ve morarma anlamına gelecektir. Ayrıca, yarı çıkmış yirmilik dişlerin çevre bölgelere baskı yapması ve kist oluşturması da mümkündür. Perikoronit hastalığı adı da verilen yirmilik yaş dişlerin kısmen çıkması ve yan bölgedeki dişlere zarar vermeye başlaması durumu, acilen diş hekimine başvurmanızı gerektiren ciddi bir dental hastalıktır. Diş doktorunuz, durumunuza göre gömülü dişinizin çekilmesi gerekip gerekmediğine karar verir ve ilgili dişin ağız sağlığınıza daha fazla zarar vermeden en kısa süre içerisinde iyileştirilmesini  olanaklı kılar.

Gömüşü Dişler Çekilmek Zorunda Mıdır?

Gömülü diş tedavisi söz konusu dişlerin çekimi ile sonuçlanmak durumunda değildir. Bazı durumlarda dişlerin düzenli olarak takibinin sağlanması ve ağrı durumunda müdahale edilebilmesi adına medikal tedavinin gerçekleştirilmesi yeterli olacaktır. Fakat gömülü diş tedavisi için geç başvurmuş olmak birtakım dokuların çoktan zarar görmüş olmasına ya da söz konusu dişlerin ağız sağlığınız için bir tehdit unsuru haline gelmesine sebep olmuş olabilir.

Bu durumda çevresindeki dokulara zarar veren ve son derece zararlı hale gelen söz konusu dişlerin acilen ağızdan uzaklaştırılması gerekir. Doktorunuz, ağız sağlığınızın durumu çerçevesinde sizin için en doğru kararı alarak size bu kararı açıklar ve ardından çekim gerekiyorsa çekimi gerçekleştirir. Kişinin çekimden çok korkması durumunda genel anestezi işlemi çerçevesinde çekim sürdürülebilir. Dolayısıyla gömülü dişlerin çekimi ağrıya sebep olmamaktadır.